Çocukluğuna İnmek Gerek

FriendFeed'de Paylaş | Facebook'ta Paylaş | Twitter'da Paylaş

21 Ocak 2015 | Kategori: Aşk ve İlişkiler, Yaşam

Sponsorlu Bağlantılar

Ben insanların hayatı anne baba ile tanıyıp karşı cins ile tamamladıklarına inanıyorum. Çünkü siz okuyun, yazın, çizin fakat hayat hayatınıza giren partneriniz kadar size yer verecektir. Bu nedenle bazı kadınlar ve erkekler kocaman dünyada küçücük hayatlar yaşar. Tabiri caiz ise hayatta ayakta kalır. Ve her çocuğun hayatta ilk tanıdığı karşı cins annesi yâda babasıdır. Yani kız çocuğu için hayat baba ile başlarken, erkek çocuğu için anne ile başlar. Hayatı ilk oradan tanımaya başlarsınız. Size hayatı ilk tanıtan nasıl tanıtırsa, öğrendiklerinizkılavuzunuz olur ve hayatı yaşamaya başlarsınız. Bu nedenle bazıları için hayat yaşanırken, bazıları için katlanılıyor.

Bir kadının ilk tanıdığı erkek babasıdır. Öyle bir baba düşünün ki güçlü, kollayıp koruyan ama bu gücü güçsüz olma lüksü tanıyan cinsten değil. Böyle ol ve böyle olanı iste cinsinden. Şimdi soruyorum bu kadının hayatta başarısız ve mutsuz olma ihtimali daha düşük değil mi? Yüksek atlama çıtası gibi düşünün çıtanız ne kadar yüksekse oraya kadar zıplamayı öğreniyorsunuz. Aşağıda ise de oraya kadar zıplayıp, çıtayı geçtiğiniz için başardım sanıyorsunuz. O nedenledir çoğu zaman dayakçı bir babanın kızı, dayakçı bir kocaya mahkûm oluyor ve bunu olağan karşılıyor. Çünkü tartışma anında kendinden geçen sağa sola saldıran adamı, daha acısı ilk yediği tokadı yadırgamıyor. Taleplerimiz büyük ölçüde yaşadıklarımızla çerçeveleniyor. Ortaya ya mutlu bir tablo yâda mutsuz bir tablo çıkıyor. İstisnalar muhakkak oluyordur. Yaşadıklarından korkup hep temkinli olanlar vardır. Ama büyük ölçüde içinde bulunduğumuz kaba göre şekil alırız. Her kadın, her erkek geçmişte biçimli yâda biçimsiz kaplara esir edilmiştir.

Hayatı bir puzzel kabul edersek kutunun üstündeki doğru resim (yanlış da olsa) ailedir. Siz hayatı yaşarken bu tabloya bakar parçaları doğru yere koymaya çalışırsınız. Bu tablonun yanlışlığının farkında olup o resme bağlı kalmamaya çalışanlar ise daha da çok bocalayacaktır. Psikologların meşhur lafı artık insanların arasında geyiğe dönse de” çocukluğuna inmek lazım” çok doğru bir söz. Nerede ise tüm zevklerimizin, korkularımızın altında çocukluğumuzda yaşadıklarımız vardır. Çocukça yapılan şakaların izleri kalır. Bu izler size korkular, endişeler, mutluluklar yaratarak döner.

Anne babalar söyledikleri ile değil yaşadıkları ile çocuklarına rehberdir. Sigara elinde “sigara içme” diyen bir babanın gerçekliliği sorgulanmaya mahkûmdur. Üst komşunun talebini nazikçe geri çevirmek adına yalan söyleyen bir anne, kızı yalan söylediğinde şaşırmaması gerekir. Çünkü o eylemle çocuğa karşı tarafı memnun etmenin, dürüst olmaktan daha erdemli olduğunu öğretilmiştir.

Bu nedenle kızlarınıza koca memnun etmenin hizmetçilik değil, dert ortağı, hayat arkadaşı olmak demek olduğunu öğretin. Güzel ve çekici kadının çok boyalı olan değil akıllı ne istediğini bilen kadın olduğunu öğretin. Erkek çocuklarınıza kadınlarını eşya gibi sahiplenmeden korumak gerektiğini, kendileri için çok gözyaşı döken kadınlardan çok, mutlu kadınların daha âşık olduğunu öğretin. Çocuklarınıza formalitelerden arınarak da kibar olunabileceğini öğretin çocuklarınıza.Bunları söyleyerek değil yaşayarak öğretin.

Hayatınızda bir sürü formaliteler var üfürükten yapılan. Her karşılaştığımıza “nasılsın” diyoruz. Cevabı sizi çok ilgilendirmese de. Ben çocukken en çok annemin gittiği toplantılarda, her kadının birbirine “nasılsın” deyip, “iyim” cevabını duyan diğer kadının neden bir daha sorduğunu merak ederdim. Büyüyünce anladım cevabı için sorulmayan sorular varmış. Bu nedenle hep sevdiğim insanların ta gözüne gözümü dikip nasılsın dedim. “Nasılsın” diyeceğim arkadaşlarım, iyiyim dediğinde kötü görünüyorsa “kötü görünüyorsun” diyebileceklerimden oldu. Çocukluğumdan yaptığım birçok çıkarımlardan sadece biridir.



Yorum Yapın



Bumerang - Yazarkafe