Kalbimin yerinden çıktığına ve Afgan sokaklarında korka korka çarptığına yemin edebilirim. Meryem ile başlayıp Leyla ile devam eden bu sürükleyici hikâye beni tuzla buz etti. Uçurtma Avcısının yazarından bir duygu seli daha yaşadım kısaca. Hikâyenin düğüm noktası iki kadın biri cahil ezilmiş diğeri akıllı ama yine de ezilmiş. Çünkü orda ortak payda kadın olmaları. Onların bir hayatı olamıyor. Hayatlarına hep bir erkeğin tokmağı değiyor, karar çıkıyor canlarını yaka yaka, ruhlarını dele dele icraata dökülüyor.

30 yılı aşkın süren bir savaşın canda, ruhta bıraktığı, akıllarda bıraktığı büyük bir trajedinin hikâyesi. Tebessümü unutan hayatlar, bomba seslerinin böldüğü uykular ve hayaller anlatılıyor. Evin dışında canı, namusu tehlikede olan kadının, o kötürüm hayatına sarılmaya çalışması anlatılıyor. Sanmayın ki içerde dışardakinden daha güvende sadece içerdeki düşmanını tanıyor. Bildiği bir kötülükle baş etmeyi tercih etmek zorunda bırakılıyor. Kitabı okurken çok defa dişlerimi sıktım, elimden fırlattım. Ama benim okumaya tahammül edemediğimi birlerinin yaşamış olması beni kahretti.

Bu kitap bana bir kez daha gösterdi, dünyanın neresinde olursanız olun kadın olmak çok zor. Ama bazı topraklarda adeta işkence. Vicdanı arızalı insanların ruhlarda bıraktığı korkunç izler. Bence bu kitabı herkes okumalı. Dilde kolayca söylediğimiz “Afganistan işgal altında, Afganistan’da savaş bitti” sözleri arasında milyonlarca kaybolan hayatlar saklı. Buda kendi içinde saklı, iki saniyede söylenen iki cümle arasında sıkışmış, haksızlığa uğramış ömürlerin hikâyesi.

Yazar: Emine Genç

IMG_20150415_130834

Related Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.